
Çevre SözlüÄŸü
A
​​
AÇIK ÇÖPLÜK [Open dumping area]: Düzensiz atık depolamanın yapıldığı alan.
​
AEROBİK ORGANİZMA [Aerobic organism]: Aerobik organizma ya da kısaca aerob terimi, oksijenli ortamlarda üreyen organizmalara verilen isimdir.
​
AEROBİK BİYOBOZUNMA [Aerobic biodegradation; aerobic decomposition]: Organik maddelerin aerobik büyüyen bakteriler tarafından aerobik koÅŸullar altında biyolojik olarak parçalanarak daha küçük moleküllere dönüÅŸtürülmesi.
EÅŸanlam: oksijenli ortamda biyobozunma; oksijenli ortamda parçalanma.
​
AÄžAÇLANDIRMA [Afforestation]: Yangın, zararlı biyolojik etkiler, kuraklık gibi doÄŸal etmenler ya da yanlış uygulamalar sebebiyle insan eliyle bozulan veya aÄŸaçsız boÅŸ alanlarda gerçekleÅŸtirilen orman oluÅŸturma faaliyeti.
​
AÄžIR METAL [Heavy metal]: Endüstriyel atıklar, madencilik, tarımda gübre kullanımı gibi faaliyetler sonucunda yüksek deriÅŸimlere eriÅŸtiklerinde çevreyi kirleten ve canlılar için zehirli nitelik taşıyan kurÅŸun, kadmiyum, cıva, çinko gibi atom ağırlığı göreli olarak yüksek olan metaller.
​
AKTİF YEŞİL ALAN [Active green area]: Toplumun yararlanması için ayrılan kentsel ve bölgesel parklar (dinlenme alanları), çocuk bahçeleri, oyun alanları (semt spor sahaları), mesire alanları (piknik ve eÄŸlence alanları), özel iÅŸlevlere ayrılmış yeÅŸil alanlar gibi alanlar.
​
AEROBİK ORGANİZMA [Anaerobic organism]: GeliÅŸim için oksijene ihtiyaç duymayan organizmadır.
​
ANAEROBİK BAKTERİ [Anaerobic bacteria]: Organik maddelerin anaerobik ÅŸartlarda ayrışmasını saÄŸlayan ve bu sırada oluÅŸan çok adımlı biyokimyasal tepkimelerden meydana gelen biyolojik bir süreçte rol alan mikroorganizma topluluÄŸu.
​
ANAEROBİK BİYOBOZUNMA [Anaerobic biodegradation; anaerobic decomposition]: Organik maddelerin anaerobik büyüyen bakteriler tarafından serbest oksijenin bulunmadığı koÅŸullar altında biyolojik olarak parçalanarak daha küçük moleküllere dönüÅŸtürülmesi.
Eşanlam: oksijensiz bozunma; oksijensiz ortamda ayrışma; anaerobik ayrışma.
​
ANAEROBİK BÜYÜME [Anaerobic growth]: Mikroorganizmaların oksijensiz ya da oksijen deriÅŸimi düÅŸük ortamda büyümesi.
EÅŸanlam: oksijensiz ortamda büyüme.
​
ANAEROBİK ÇÜRÜME (Alm. anaerobe Gärung; Fr. biométhanisation, f; İng. anaerobic digestion) çevr. Biyobozunabilir maddelerin anaerobik ortamda mikroorganizmalar tarafından parçalanması.
EÅŸanlam: havasız çürüme.
​
ANTROPOJEN EKOSİSTEM [Antropogenic ecosystem]: İnsan etkisiyle tamamen deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ doÄŸa koÅŸullarının varolduÄŸu, kent ekosistemleri örneÄŸinde olduÄŸu gibi insanlar tarafından oluÅŸturulmuÅŸ yapay ekosistemler.
​
ARITMA TESİSİ [Waste treatment plant]: Atık suların temizlendiği yer.
​
ASİT YAÄžIÅžI [Acid precipitation]: Atmosferdeki asidik maddelerin; yaÄŸmur, kar, dolu gibi yağışlar ile birlikte veya kuru taneciklerle yeryüzüne inmesi.
ATIK [Waste]: Her türlü üretim ve tüketim faaliyetleri sonunda, fiziksel, kimyasal ve bakteriyolojik özellikleriyle karıştıkları alıcı ortamın doÄŸal bileÅŸim ve özelliklerinin deÄŸiÅŸmesine yol açarak dolaylı veya doÄŸrudan zararlara yol açabilen ve ortamın kullanım potansiyelini etkileyen katı, sıvı veya gaz halindeki maddeler veya materyaller.
​
ATIK ALANI [Waste storage area]: Tehlikeli nitelikteki katı atıkların yakılarak bertaraf edilmesi, iÅŸlenerek ıslahı veya gömülerek depolanması için düzenlenmiÅŸ yer.
Eşanlam: deponi sahası; atık bertaraf sahası.
​
ATIK ARITIMI [Waste treatment]: Katı, sıvı, hava ya da radyoaktif atıkların, çevreye en az zarar verecek ÅŸekilde iÅŸlenmesi.
​
ATIK BALYALAMA [Waste baling]: Katı atıkların sıkıştırılarak yüksek yoÄŸunlukta bloklar haline getirilme iÅŸlemi.
​
ATIK BİYOKÜTLE [Waste biomass]: Enerji elde edilebilecek katı, sıvı veya gaz biyolojik atık maddeler.
​
ATIK GAZ [Flue gas]: DoÄŸalgaz, yaÄŸyakıt, benzin, kömür, petrol, mazot gibi yakıtların yanması sonucu ortaya çıkan, sülfür oksit, nitrojen oksit ve karbondioksit gibi kirleticiler içeren gaz. EÅŸanlam: yanma gazı.
​
ATIK GERİDÖNÜÅžÜMÜ [Waste recycling]: Hava, su, toprak üzerindeki kirlilik yükünün azaltılması ve daha az özkaynak kullanılması amacıyla atık durumundaki geri kazanılabilir maddenin yararlı ürüne dönüÅŸtürülmesi süreci. 2. Katı atıkların doÄŸrudan deponi sahasına gitmesi yerine, türlerine göre ayırarak toplama, yeniden iÅŸleme veya üretme ve yeniden kullanım süreçlerini içeren katı atık yönetim yaklaşımı.
​​
ATIK GERİ KAZANIMI [Reclamation of waste materials; refuse reclamation; waste reclamation]: Katı atıkların, kompostlandıktan sonra toprak katkı maddesi olarak kullanılması; metal, cam ve kâğıt atıklarının iÅŸlenerek hammadde haline getirilip tekrar ürün elde edilmesi gibi süreçlerle yararlı ürünlere dönüÅŸtürülmesi.
​
ATIK GİDERME [Waste disposal]: Toplanan atıkları çevreye olan zararlı etkilerini ortadan kaldırmak amacıyla izin verilmiÅŸ belirli alanlara dökme, derin kuyulara boÅŸaltma, düzenli depolara aktarma veya atık yakma ünitelerinde yakma gibi yöntemlerin uygulanması.
Eşanlam: atık bertarafı.
​
ATIK İŞLEME [Waste processing]: OluÅŸan atıkların çeÅŸitli kimyasal, fiziksel ve/veya biyolojik, iÅŸlemlere tabi tutularak yeniden kullanılır ya da çevreye zararı en aza indirilip uzaklaÅŸtırılabilir hale getirilmesi.
​
ATIK KAYNAKLI YAKIT [Waste-derived fuel]: DeÄŸersiz kabul edilen maddelerden elde edilen yakıtlar (örneÄŸin, tarımsal atıktan metan gazı, plastik hurda ve organik çöplerden katı yakıt) elde edilen yakıtlar.
​
ATIK NİTELENDİRME [Waste characterization]: Atıkların fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin belirlenmesi.
​
ATIK SIKIÅžTIRMA [Waste compaction]: Yığın halindeki katı atığı ezerek veya sıkıştırarak küçültme.
​
ATIKSU [Wastewater]: Evsel ve endüstriyel faaliyetler sonucu oluÅŸan, organik ve inorganik maddeler ile patojen ve çeÅŸitli kirleticiler içeren sular.
​
ATIKSU ARITIMI [Wastewater treatment]: Evlerden ve endüstriyel kuruluÅŸlarından gelen atıksuların fiziksel, kimyasal ve biyolojik süreçler kullanılarak kirleticilerden arındırılması, çevreye zararsız hale getirilmesi.
​
ATIKSU ARITMA LAGÜNÜ [Wastewater treatment lagoon]: Atıksuların biyolojik arıtımında kullanılan, genellikle sığ ve çok geniÅŸ yüzey alanına sahip, havuz içerisindeki oksijenlendirme seviyelerine baÄŸlı olarak aerobik, istemli aerobik veya anaerobik olabilen toprak havuz.
​
ATIKSU ARITMA TESİSİ [Sewage treatment facility; sewage treatment plant; wastewater purification plant; wastewater treatment plant; wastewater treatment system]: Evsel, endüstriyel ve kentsel atıksuların içindeki kirleticilerin fiziksel, kimyasal, biyolojik ve ileri arıtma yöntemleri ile giderildiÄŸi altyapı tesisi.
​
ATIKSU BOÅžALTMA NOKTASI [Outfall]: İşlem görmüÅŸ ya da görmemiÅŸ atıksuyu ya da diÄŸer sıvı atıkları taşıyıcı boru hattı ya da kanal ile alıcı ortama verildiÄŸi nokta.
​
ATIKSULARIN YENİDEN KULLANIMI [Wastewater reuse]: Atıksuların, içme suyu dışında, endüstriyel, tarımsal, sulama veya rekreasyon gibi amaçlara uygun arıtılarak tekrar kullanımı, atıksuların geri kullanımı.
​
ATIK TÜREVİ YAKIT [Waste derived fuel]: Tarımsal atıklardan metan, hurda kauçuktan yaÄŸ, organik atıklardan katı yakıt üretme örneklerinde olduÄŸu gibi atık maddelerden elde edilen yakıtlar.
​
ATIK YAKMA [Waste burning]: Yanabilen atıkların, denetimli biçimde tam yanmasını saÄŸlayarak zararsız bir kalıntı durumuna getirilmesi iÅŸlemi.
​
ATIK YAKMA FIRINI [Incinerator]: Organik içerikli atıkların kontrollü biçimde yakılarak zararsızlaÅŸtırıldığı, atığın türüne göre farklı tasarımlara sahip donatım.
EÅŸanlam: insineratör.
​
ATIK YÖNETİMİ [Waste management]: Katı, sıvı ve gaz atıkların insan saÄŸlığına, çevre görünümüne, kamu kullanımına en az zarar verecek biçimde toplanması, taşınması, iÅŸlenmesi, geri kazanılması ya da düzenli depolanması amacıyla yapılan iÅŸlerin tümü.
​
AYRIÅžMA [Decomposition]: Bir maddenin, ölü bir bitki veya ölü bir hayvanın doÄŸal ÅŸekilde parçalanması. ÖrneÄŸin, plastik ÅŸiÅŸelerin doÄŸada ayrışması 800 yıl sürer.
​
AZALT, YENİDEN KULLAN, GERİ DÖNÜÅžTÜR KURALI [ 3R: Reduce, reuse, recycle]: Dünyada 3R kuralı olarak bilinen bu sürdürebilirlik sloganı, çevre temizliÄŸi için bizlerin yapabileceÄŸi ÅŸeylere iÅŸaret ediyor. Ekolojik ayak izimizi mümkün olduÄŸunca azaltmak, aşırı tüketimden kaçınmak ve sıfır atıklı bir yaÅŸam için hayatımızın her noktasında geri dönüÅŸüme ÅŸans tanımak en etkili çevre temizliÄŸi sayılıyor. Tek kullanımlık plastik malzemelerden kaçınıp daha çevre dostu ürünlere yönelmekle, günlük rutinlerimizde kimyasal içeren ürünlerden (bazı temizlik malzemeleri, deodorantlar vs.) uzak durmakla bile doÄŸa için ‘nefes alacak’ alanı yaratabiliyoruz.
​
B
​
BAHÇE ATIKLARI/BAHÇE ÇÖPÜ [Yard waste]: YerleÅŸim veya iÅŸ alanı çevresinde oluÅŸan çim, yaprak, bahçe düzenleme çöpleri gibi katı atıklar.
​​
BAHÇE KOMPOSTLAMASI [Garden/Backyard composting]: Evsel katı atıkların içindeki organik mutfak artıkları, bahçe çöpleri ve çim kırpıntılarının toplanarak özel bir kapta çürütülüp toprak iyileÅŸtiricisine dönüÅŸmesini saÄŸlama.
​
BESİN ZİNCİRİ [Food chain]: DoÄŸadaki bazı canlılar diÄŸer canlıları besin olarak kullanır. Aynı zamanda o canlılar da baÅŸka canlılar tarafından besin olarak deÄŸerlendirilir. Canlıların birbirlerini tüketmeleri üzerinden oluÅŸmuÅŸ olan zincir ise besin zinciri olarak bilinmektedir. Bu sistemde bir üretici canlı vardır (bitki örneÄŸin) sonrasında da birinci, ikinci, üçüncü tüketiciler gelir. Örnek vermek gerekirse bitki(üretici), böcek (birinci tüketici: bitkiyi yer); fare (ikinci tüketici, böceÄŸi yer); yılan (üçüncü tüketici, fareyi yer); kartal (dördüncü tüketici (yılanı yer).
​
BİYOÇEŞİTLİLİK [Biodiversity]: Bir bölgede yaÅŸayan canlıların çeÅŸit ve sayıca zenginliÄŸine biyoçeÅŸitlilik denir. Bunlar memeli hayvan türleri, kuÅŸ türleri, deniz canlıları, bitkiler, mantaralar, mikroskopik canlılar gibi organizmalardır. Her ülkenin ve her bölgenin biyoçeÅŸitliliÄŸi farklıdır. BiyoçeÅŸitliliÄŸi etkileyen faktörlerin başında iklim, doÄŸal afetler, coÄŸrafi konum, toprağın yapısı ve insanların kaynakları kullanma ÅŸekli gelir. BiyoçeÅŸitlilik, doÄŸal düzenin devamı açısından hem insanlar hem de diÄŸer tüm canlılar için çok önemlidir.
​
BİYOKÜTLE ENERJİSİ [Biomass energy]: Kaynağı tarım ve orman ürünleri, bitkisel atıklar, deniz bitkileri, endüstriyel ve evsel atıklar olan biyokütle, ekonomik ihtiyaçlara cevap verebilen, çevreyi tahrip etmeyen yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Örnekler: odun, bitkiler, yaÄŸlı tohumlar, patates, buÄŸday, mısır gibi karbohidratlar, keten, kenevir gibi elyaf bitkileri, hayvansal atıklar, ÅŸehirsel ve endüstriyel atıklar. Biyokütle enerjisini depolanabilir olması, diÄŸer yenilenebilir enerji kaynaklarına görebir avantaj saÄŸlar.
​
BİYOGAZ [Biogas/ Biological gas]: Evsel, kentsel ve tarımsal organik atıklar, biyolojik arıtma çamurları veya biyokütlenin anaerobik ortamda biyolojik olarak parçalanması ile elde edilen, temel bileÅŸenleri metan ve karbondioksit gazları olan ve metan içeriÄŸinin yüksek olması nedeniyle yakıt olarak kullanılabilen gaz karışımı.
​
BİYOLOJİK ATIKSU ARITIMI [Biological wastewater treatment]: Fiziksel ve kimyasal arıtma iÅŸlemlerinden geçen atıksuda kalan çözünmüÅŸ ve koloidal haldeki kirleticilerin, mikroorganizmalar aracılığıyla askıda ve/veya baÄŸlı büyüme süreçlerinde, aerobik veya anaerobik koÅŸullarda bozunarak çevreye zararsız hale getirilmesi veya doÄŸada kabul edilebilir formlara dönüÅŸtürülmesi.
Eşanlam: biyolojik arıtma.
​
BİYOLOJİK DENGE [Biological equilibrium]: Ekolojik koÅŸullar deÄŸiÅŸmediÄŸi sürece, bir canlı topluluÄŸunda genetik yapı, tür ve ekolojik faktörler gibi biyoçeÅŸitlilikteki deÄŸiÅŸimlerin, bireylerin doÄŸal yaÅŸam davranışları ve süreçleriyle telafi edilmesi ve böylece topluluk içindeki yaÅŸam dengesinin korunması.
​
BİYOLOJİK GİDERME [Biological elimination/bioelimination]: Sudaki ya da topraktaki kirleticilerin mikroorganizmalar yardımıyla biyolojik süreçler ve fiziko-kimyasal tepkimelerle arıtılması.
EÅŸanlam: biyolojik eliminasyon.
​
BİYOLOJİK KİRLETİCİ [Biological contaminant]: Bakteriler, virüsler, mantarlar ve hayvan veya kuÅŸ antijenleri gibi solunduÄŸunda, yutulduÄŸunda veya baÅŸka bir ÅŸekilde vücuda alındığında zararlı etkilere neden olabilen canlı organizmalar veya canlı organizma türevleri.
​
Ç
​
ÇEVRE [Environment]: İnsanın tüm sosyal, biyolojik, fiziksel ve kimyasal iÅŸlevlerini sürdürdüÄŸü ortam veya insan ve diÄŸer canlıların etkileÅŸim içinde bulundukları doÄŸal ve yapay sistemlerin tümü.
​
ÇEVRE BİLİMİ [Environmental science]: Fiziksel, kimyasal ve biyolojik çevrenin birbiriyle etkileÅŸimini, insan çalışmaları ve hareketleri sonucunda oluÅŸan çevre kirliliÄŸini, yerel ve küresel açıdan biyoçeÅŸitlilik ve sürdürülebilirlik üzerinde var olan etkileri inceleyen disiplinlerarası alan.
ÇEVRE BOZULMASI [Environmental degradation]: Su, hava, toprak gibi kaynakların kirlenmesi, kimi hayvan ve bitki türlerinin yok olması sonucunda doÄŸal çevrenin istenmeyen ve tehlikeli biçimde deÄŸiÅŸmesi.
​
ÇEVRE DOSTU [Environment-friendly ]: Ürünlerde normal olarak bulunan zararlı öÄŸelerden bazılarını tasfiye etmek amacıyla tasarlanmış ya da deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ ürünleri ifade etmek için kullanılan terim. Bu ürünlere örnek olarak, geri dönüÅŸtürülmüÅŸ defterler, çevre dostu mobilyalar vs. gösterilebilir.
​
ÇEVRE SAÄžLIÄžI [Environmental health]: İnsanın bedensel, ruhsal ve sosyal yönden iyilik durumuna ve huzuruna etki yapan veya yapması mümkün olan çevre faktörlerinin kontrol altına alınması durumu.
​
ÇEVRE KİRLENMESİ [Environmental pollution]: Çevrenin, fiziksel, kimyasal ve biyolojik etkenlerle doÄŸal durumunda oluÅŸan bozulmalar ya da bireyler veya organizmaların karşılıklı iliÅŸkilerindeki veya ortamla olan iliÅŸkilerindeki doÄŸal dengenin bozulması.
ÇEVRE SORUNLARI [Environmental issues]: Çevre sorunları, insan faaliyetlerinin çevre üzerindeki zararlı etkileridir. Bunlar arasında çevre kirlenmesi, aşırı nüfus, tehlikeli atıklar, küresel ısınma, sera etkisi, ozon tabakasının incelmesi, çölleÅŸme sayılabilir.
​
ÇEVRECİ BAKIÅž [Environmental approach]: Herhangi bir sorunu, projeyi ya da olayı çevresel etkileri de göz önüne alarak irdeleyen yaklaşım.
​
ÇEVRECİ İŞLETMECİLİK [Ecological management/ Green management]: Faaliyetlerinde çevreye verilen zararı en aza indirmeyi veya tamamen ortadan kaldırmayı amaç edinen, bu amaca uygun olarak gerektiÄŸinde ürünlerinin tasarımını, paketlemesini ve üretim süreçlerini deÄŸiÅŸtiren, çevrenin korunması felsefesini iÅŸletme kültürüne yerleÅŸtiren anlayış.
EÅŸanlam: ekolojik iÅŸletmecilik; çevreye duyarlı iÅŸletmecilik.
​
ÇEVRESEL AFET [Environmental disaster]: Canlıların, özelde insanların yaÅŸadığı ortamlara kontrolsüz atık boÅŸaltma, nükleer sızıntı gibi teknoloji kaynaklı, insan faaliyetleri veya doÄŸa kaynaklı afetler sonucu oluÅŸan çevreye etkisi ve ölçeÄŸi büyük olan zarar verici olaylar. EÅŸanlam: çevre felaketi.
ÇEVRESEL AYAKİZİ [Environmental/ecological footprint]: Bir iÅŸletmenin, bir insanın ya da bir ürünün yaÅŸamı boyunca çevrede neden olduÄŸu etkilerin tümü.
ÇEVRESEL HASAR [Ecological/Environmental damage]: DoÄŸal çevrede ortaya çıkan hava, su, toprak kirliliÄŸi ile doÄŸal yaÅŸam ve biyoçeÅŸitlilikle ilgili olumsuz etkiler. EÅŸanlam: ekolojik hasar.
​
ÇÖLLEÅžME [Desertification]: Aşırı otlatma, ormansızlaÅŸtırma, yanlış tarım ve sulama uygulamaları ya da iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi gibi nedenlerle kurak bölgelerde toprağın susuzlaÅŸması ve çöl haline gelme süreci.
​
ÇÖP veya ÇÖPLÜK GAZI [Landfill gas]: Organik atıkların ayrışması sırasında ortaya çıkan karbondioksit, metan ve diÄŸer bileÅŸikleri ifade eder.
​
ÇÖP SIKIÅžTIRICI [Trash/Waste compactor]: Atık malzemelerin ve biyoatıkların hacimlerinin küçültülerek gömülmesi ya da uzaklaÅŸtırılması amacıyla gerek evlerde gerekse endüstriyel ve belediye tesislerinde kullanılan makine.
ÇÖPTEN ENERJİ [Energy from waste]: Atıkların yakılarak elektrik ve/veya ısı enerjisi ve etanol, metanol, sentetik yakıtlar gibi enerji yakıtları üretimi.
Eşanlam: atıktan enerji.
​
ÇÜRÜME [Decay] : Organik maddelerde fungus ve bakterilerin yol açtığı biyolojik tepkimeler sonucu monomer veya basit moleküler yapılara dönüÅŸtürülmesi, ufalanıp bozulmaları.
ÇÜRÜMEYEN ATIK [Nonputrescible waste]: Deponi sahalarında biriktirilecek ya da ayrıştırılacak maddelerden, biyolojik olarak ayrışmayan ve bozunmaya baÄŸlı koku oluÅŸturmayan madde.
​​​
D
​
DENİZ EKOSİSTEMİ [Marine ecosystem]: Yüksek miktarda çözünmüÅŸ tuz ve mineral maddeler içeren deniz sularında yaÅŸayan; algler, bitkiler ve çeÅŸitli balık türlerinden oluÅŸan canlı topluluÄŸunun tümüne verilen ad.
​
DENİZ KİRLİLİĞİ [Marine pollution]: Denizlere karadan ve deniz araçlarındanatılan katı ve sıvı atıklar veya deniz kazaları sonucu yayılan petrol ve benzeri maddelerle denizin kirlenmesi.
​
DEPONİ ALANLARI: Her türlü atığa göre rastgele (düzensiz) ya da planlı (düzenli) tasarlanmış olan özel atık uzaklaÅŸtırma veya deÄŸerlendirme yerleridir veya tesisleridir.
​
DOÄžA TEMELLİ ÇÖZÜMLER [Nature-based solutions]: Ekosistemleri iyileÅŸtirmek, biyolojik çeÅŸitliliÄŸi korumak ve sürdürülebilir geçim kaynaklarını mümkün kılmak için doÄŸal sistemleri ve süreçleri kullanarak iklim deÄŸiÅŸikliÄŸine uyumu ve sera gazı emisyonu azaltımını destekleyen yaklaşımlar. Örnek olarak, yeÅŸil çatılar, kentsel parklar-bahçeler, sulak alanların, savanların ve diÄŸer ekosistemlerin iyileÅŸtirilmesi, mangrov ormanlarının korunması, onarıcı tarım uygulamalarına geçiÅŸ sayılabilir.
​
DOÄžAL AFET [Natural disaster]: Canlı ve cansız çevreye büyük zarar veren, önemli ölçüde can ve mal kayıplarına neden olan, ekonomik ve sosyal kayıplar oluÅŸturan tamamen veya ağırlıklı olarak doÄŸal olaylar sonucunda meydana gelen afetlere denir. Deprem, sel ve taÅŸkınlar, hortum ve kasırga gibi ÅŸiddetli rüzgarlar, volkanik hareketler, tsunami, ÅŸiddetli kuraklıklar doÄŸal afetlerdir.
​
DOÄžAL ARITIM [Natural purification; self-purification]: Bir ekosistemdeki katı, sıvı ya da gaz biçiminde kirletici niteliÄŸi taşıyan atıkların insan müdahalesi olmaksızın ekosistemde doÄŸal tepkime hızlarında gerçekleÅŸen fiziksel, kimyasal ve biyolojik süreçlerle azalması ya da giderilmesi.
EÅŸanlam: özarıtım.
​
DOÄžAL ARITMA KAPASİTESİ [Self purifying capacity) Yüzey ya da yeraltı sularında oluÅŸan kirliliÄŸin, insan müdahalesi olmadan suda kendiliÄŸinden meydana gelen fiziksel, kimyasal ve biyolojik tepkimelerle, sucul yaÅŸam ve insanlar üzerinde herhangi bir olumsuz etkisi kalmayacak ÅŸekilde doÄŸal bir süreç içinde azalması ya da giderilmesi.
EÅŸanlam: özarıtım kapasitesi.
​
DOÄžAL ÇEVRE [Natural environment]: İnsan eli deÄŸmemiÅŸ her ÅŸey olarak düÅŸünülebilir. Denizler, ormanlar, yaylalar, hava, toprak, su doÄŸal çevrenin bir parçasıdır.
​
DOÄžAL KAYNAKLAR [Natural resources]: OluÅŸumunda insanların etkisinin olmadığı ve doÄŸal ortam içerisindeki belirli ÅŸartlara baÄŸlı olarak oluÅŸan doÄŸal zenginliklerdir. Hava, su, toprak, bitki örtüsü, hayvanlar, mineraller, petrol, doÄŸal gaz dünyanın doÄŸal kaynaklarını oluÅŸturur.
​
DOÄžAL KAYNAK YÖNETİMİ [Natural resource management]: Arazi, su, toprak, bitki ve hayvan gibi doÄŸal kaynakların (varlıkların), hem bugünkü hem de gelecekteki nesillerin yaÅŸam kaliteleri üzerindeki etkilerinin dikkate alınarak planlanan yönetim biçimi.
​
DÜZENLİ ATIK DEPOLAMA [Controlled landfilling; secure landfilling]: Çevresel kirlenmenin azaltılması, yüzey sularının ve yeraltı sularının korunması için katı atıkların çevreye zarar vermeyecek ÅŸekilde sızdırmaz bir zemine sahip özel bir alanda toprak katmanları arasında depolanması prensibine dayalı ve çevre mühendisliÄŸinde sıklıkla kullanılan bir katı atık yöntemi.
Eşanlam: sıhhi atık depolama.
​
DÜZENSİZ ATIK DEPOLAMA [open dumping]: İnÅŸaat, sanayi, tarım atıkları, ev çöpü gibi her türlü atığın, çevreyle ilgili önlem alınmadan su, toprak, hava kirliliÄŸine yol açacak biçimde hastalık taşıyıcı hayvanların ve böceklerin temasına açık, kendi kendine yanmaya eÄŸilimli bir ÅŸekilde araziye terk edilmesi.
EÅŸanlam: vahÅŸi depolama; açığa çöp dökme.
​​
E
EKOLOJİ [Ecology]: Organizmaların birbirleriyle ve çevreleriyle olan iliskileri inceleyen bilim dalı. Ekoloji biliminin farklı alanları vardır. ÖrneÄŸin bitki ekolojisi araÅŸtırmalarında canlıların (arılar ve kelebeklerin) bitkilerin üremesindeki rolleri incelenir. Arılar ve kelebekler çiçeklerden polen toplar ve bunu baÅŸka bitkilere taşırlar. Hem kendileri beslenir hem de diÄŸer bitkilerin çoÄŸalmasına yardımcı olurlar.
​
EKOSİSTEM [Ecosystem]: Tüm canlıların (bitkiler,hayvanlar ve organizmalar), onların birbirleriyle ve cansız ortamlarla (hava, yeryüzü, güneÅŸ, toprak, iklim, atmosfer) etkileÅŸime girerek kendine has düzenlerini oluÅŸturmaları. Küçük bir göl veya bir orman birer ekosistemdir. Her ekosistem kendine özgü benzersiz karakterler taşır. Bir ÅŸehir diÄŸer bir ÅŸehre benzemeyeceÄŸi gibi, bir orman da baÅŸka bir ormana benzemez.
​
EKOLOJİK DENGE [Ecological equilibrium]: İnsan ve diÄŸer canlıların varlık ve geliÅŸmelerini sürdürebilmek için gerekli olan ÅŸartların tümü.
​
EKOLOJİK BİNA [Ecological building; green building]: Yapıma baÅŸlanmasından yıkımına kadar geçen süre boyunca çevreye duyarlı, mümkün olduÄŸunca az doÄŸal kaynak tüketimine ve az atık üretimine göre tasarlanmış yapılar.
EÅŸanlam: yeÅŸil bina.
​
EKO ETIKETLENDİRME [Eco-labeling; green labeling]: Benzeri diÄŸer ürün veya süreçlere göre çevreyi daha az olumsuz etkilediÄŸi saptanan ürünler için verilen sertifika.
​
EKOLOJİK TARIM [Eco-agriculture; bio-farming; organic farming]: Sentetik kimyasal tarım ilaçları, hormonlar ve mineral gübrelerin kullanımından kaçınan, organik gübreleme, münavebe, toprağın korunması, bitkinin direncini artırma, bitki korumada doÄŸal düÅŸmanlardan faydalanmayı ön plana alan, kapalı bir sistemde yer alan bütün bu önlemlerle tarımda hem miktar artışının hem ürün kalitesini yükseltmeyi amaçlayan üretim yöntemi.
Eşanlam: organik tarım.
​
EKOLOJİK TURİZM [Ecotourism]: Kültürel kaynakları ve doÄŸayı korumayı ön planda tutan, yerel halka sosyal ve ekonomik fayda saÄŸlayan, doÄŸal çevre hakkında daha çok bilgi edinme ve doÄŸayla barışık yaÅŸama hedefli seyahat.
EÅŸanlam: ekoturizm.
​
EKOSİSTEMİN ONARIMI [Ecosystem restoration]: KirliliÄŸi azaltma, toprak ve su kaynaklarının planlı ve bilinçli kullanımı, ormanların tahribatını engelleme, aşırı otlatmadan kaçınılması gibi önlemlerle ekosistemin orijinal yapısına, doÄŸal tür çeÅŸitliliÄŸine kavuÅŸturulması. EÅŸanlam: ekosistem restorasyonu.
​
EKOSİSTEMİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ [Ecosystem sustainability]: Belli bir zaman içerisinde ekosistemdeki çeÅŸitlilik, üretim, kendini yenileyebilme, saÄŸlık, tahribat veya hastalığa dayanıklılık, kaynak kullanımı, üretim gibi önemli niteliklerin ve bunların ahenkli iliÅŸkilerinin varlığı ve devamlılığı.
​
EROZYONLA MÜCADELE [Erosion control]: Teraslar, sekiler gibi erozyon kontrol yapıları kurma, ÅŸeritsel tarım, eÄŸime paralel sürüm gibi tarım uygulamaları, araziyi aÄŸaçlandırma gibi yöntemlerle arazi yüzeyindeki erozyonu azaltma ve önleme çabaları.
​
ELEKTRONİK ATIK [E-atık]: Kullanım ömrünün sonuna yaklaÅŸan elektronik ürünler. Bilgisayarlar, televizyonlar, VCR'ler, stereolar, fotokopi makineleri ve faks makineleri yaygın elektronik ürünlerdir. Bu ürünlerin çoÄŸu yeniden kullanılabilir, yenilenebilir veya geri dönüÅŸtürülebilir.
​
ENDÜSTRİYEL ATIK SU [Industrial wastewater; industrial sewage]: Endüstrilerde hammaddeden ürüne ulaşıncaya kadar üretim sürecinde oluÅŸan atıksu. EÅŸanlam: sanayi atık suyu.
​
EVSEL ATIKLAR [Household waste; domestic waste; domestic refuse]: Konutlardan, hastaneler, bakım evleri, park, bahçe ve piknik alanlarında oluÅŸan tehlikeli ve zararlı atık sınıfına girmeyen katı atıklar.
​
F
FAUNA [Fauna]: Herhangi bir zaman diliminde ya da bölgede bulunan hayvanlar âlemi.
​
FLORA [Flora]: Belirli bir bölgede yetiÅŸen bitki türlerinin tümü.
​
FOSİL YAKIT [Fossil fuel]: Kömür, petrol veya doÄŸal gaz fosil yakıtlardır. Ölen canlı organizmaların oksijensiz ortamda milyonlarca yıl boyunca çözülmesi ile oluÅŸur. OluÅŸması için gereken uzun süreç sebebiyle yenilenemeyen bir kaynaktır.
​
FOSEPTİK ÇUKURU [Septic tank]: Kanalizasyon sisteminin olmadığı yerlerde evsel atıksuların kontrol altında tutulması için çöktürme, bozunma ve oluÅŸan çamurun depolanmasının bir arada kendiliÄŸinden gerçekleÅŸtiÄŸi, yer altında sızdırmalı veya sızdırmasız olarak yapılan tek ya da çift bölmeli tanktan oluÅŸan altyapı bileÅŸeni.
EÅŸanlam: septik tank; çürütme çukuru; lağım çukuru.
​
H
HABİTAT [Habitat] : Bir türün yaÅŸamını en iyi ÅŸekilde sürdürebileceÄŸi doÄŸal yaÅŸam alanıdır.
​
HABİTAT BOZULMASI [Habitat degradation]: Habitat niteliÄŸinde kuraklık, aşırı sıcak veya soÄŸuk hava koÅŸulları gibi doÄŸal nedenler veya tarım, endüstri, kentleÅŸme gibi insan etkinliklerinden kaynaklanan bozulma.
Eşanlam: yaşam alanı bozulması.
​
HABİTAT KAYBI [Habitat loss]: Arazi kullanımında yapılan deÄŸiÅŸiklikler (örneÄŸin bir doÄŸal arazisinin kentleÅŸtirilmesi veya üretim alanına dönüÅŸtürülmesi) sonunda doÄŸal bir habitat tipinin yok olarak yerine farklı bir habitat tipinin yerleÅŸmesi.
Eşanlam: yaşam alanı kaybı.
​
HAVA DURUMU [Weather condition]: Sıcaklık, nem, yağış, bulutluluk, rüzgar ve görüÅŸ mesafesi dahil olmak üzere belirli bir yerdeki belirli bir zamana dair atmosferik koÅŸulları ifade eder. Hava koÅŸulları tek başına gerçekleÅŸmez ve dalgalanma etkisi vardır. Bir bölgedeki hava durumu eninde sonunda yüzlerce veya binlerce kilometre ötedeki hava durumunu etkiler.
​
HAVA KİRLİLİĞİ [atmospheric pollution]: İnsan, hayvan, bitki, organik ve inorganik maddelere zarar veren ve bazı meteorolojik koÅŸullar altında normal deÄŸerlerin üzerinde deÄŸerlere ulaÅŸan kirleticilerin deriÅŸimi.
EÅŸanlam: atmosfer kirliliÄŸi.
​
HAVA KİRLİLİĞİ KONTROLÜ [Pollution control]: Atmosfere yabancı maddelerin salınımını engellemek ya da azaltmak ve böylece bunların zararlarını en aza indirmek amacıyla kullanılan teknikler ve yasal düzenlemeler.
​​
İ
​
İKLİM [Climate]: İklim sisteminin genel durumunu temsil eden, genellikle 30 veya daha fazla yıl gibi uzun bir süre boyunca belirli bir alandaki hava durumu görüntülerinin ortalamasıdır. Sanayi çağındaki ve özellikle son yüzyıldaki insan faaliyetleri, zararlı sera gazlarının salımı yoluyla gezegenimizin iklimini önemli ölçüde deÄŸiÅŸtirmektedir.
​
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ [Climate change]: Atmosferi, okyanusu ve karayı ısıtan Dünya'nın iklimindeki uzun vadeli deÄŸiÅŸiklikleri ifade eder. İklim deÄŸiÅŸikliÄŸi, yaÅŸamı ve biyolojik çeÅŸitliliÄŸi destekleyen ekosistemlerin dengesini ve saÄŸlığını etkiler. Ayrıca, daha yoÄŸun ve/veya sık kasırgalar, seller, sıcak hava dalgaları ve kuraklıklar gibi daha aşırı hava olaylarına neden olabilir. Okyanusların ısınması, buzulların erimesi ve buz tabakalarının kaybolması ise deniz seviyesinin yükselmesine ve kıyı erozyonuna yol açmaktadır.
İKLİM GERİBİLDİRİM DÖNGÜSÜ [Climate feedback loop]: İklimde bir deÄŸiÅŸikliÄŸin ilave baÅŸka deÄŸiÅŸiklikleri tetiklemesi ve bunların zaman içinde güçlenen bir zincirleme reaksiyon biçiminde sürüp gitmesidir. Geribildirim döngüleri en sonunda, gezegenimizin iklim sistemlerindeki deÄŸiÅŸikliklerin çok ağır ve geri döndürülemez hale geldiÄŸi kritik eÅŸikleri tetikleyebilir. Bilim insanları, halihazırda küresel ısınmayı artıran birtakım ciddi geribildirim döngüleri hakkında uyarıyor. ÖrneÄŸin; Kuzey Buz Denizi erimesi, orman yangınları, donmuÅŸ toprakların erimesi, ormanlarda aÄŸaç kuruması ve böcek salgınları.
​
İKLİM HEDEFİ LİMİT AÅžIMI [Exceeding limit of global warming]: Paris AnlaÅŸması’na göre ülkelerin küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlamak için gerekli önlemleri almaları beklenmektedir. Ancak, en iyi senaryolarda dahi artık bu hedeflerin, geçici süre için de olsa aşılma olasılığının önemli düzeyde olduÄŸu görülmektedir. Limit aşım dönemi, ısınmanın 1,5°C’yi aÅŸtığı geçici süreyi ifade eder.
​
İKLİM KRİZİ [Climate crisis]: Gezegenin ikliminde meydana gelen deÄŸiÅŸikliklerin neden olduÄŸu veya neden olabileceÄŸi ciddi sorunları ifade eder. 1800'lü yıllardan bu yana Dünya'nın ortalama sıcaklığı 1,1°C artarak, dünyanın pek çok yerinde önemli hasarlara yol açmıştır. Bilim insanları, 1,5°C'nin üzerindeki bir artışın, birçok deÄŸiÅŸikliÄŸi geri döndürülemez hale getirebilecek ve insan uygarlığı için çok ciddi bir tehdit oluÅŸturabilecek bir dizi tehlikeli kritik eÅŸiÄŸin aşılmasına yol açacağını tahmin ediyor.
​​
K
KANALİZASYON [Sewerage]: Kentsel yerleÅŸimlerde konutlardan ve sanayide oluÅŸan atıksuların toplanarak arıtma tesisine yerçekimi ya da terfi ile ulaÅŸtırılmasını saÄŸlayan altyapı sistemi.
Eşanlam: atıksu toplama sistemi.
​
KANALİZASYON ARITMA [Sewage treatment]: Kanalizasyon atıksularının fiziksel, biyolojik ve kimyasal süreçlerle temizlenerek çevreye zarar vermeyen ya da tekrar kullanılabilir hale dönüÅŸtürülmesi.
Eşanlam: pis su arıtma.
​
KANALİZASYON GAZI [Sewerage gas]: Kanalizasyondaki atıksuyun içindeki organik maddenin anaerobik ayrışması sonucu oluÅŸan ve yüksek oranda metan ve hidrojen sülfür içeren gaz karışımı.
​
KARBON AYAK İZİ [Carbon footprint]: Bir bireyin, ailenin, kurumun veya ülkenin sürdürdüÄŸü faaliyetler sonucunda atmosfere salınan sera gazlarının karbondioksit (CO2) ton eÅŸdeÄŸeri cinsinden miktarını ifade etmektedir. Daha büyük karbon ayak izi, daha fazla karbondioksit ve metan emisyonu ve bu nedenle iklim krizine daha büyük katkı demektir.
Birincil (DoÄŸrudan) KARBON AYAK İZİ: Yemek piÅŸirmek, araç kullanmak gibi gündelik faaliyetlerimizle “doÄŸrudan” sebep olduÄŸumuz karbon salımıdır.
İkincil (Dolaylı) KARBON AYAK İZİ: Plastik baÅŸta olmak üzere kullandığımız ürünlerin imalatından, tüketimine ve geri dönüÅŸümlerine kadarki süreçte atmosfere salınan karbondioksit miktarının ölçüsüdür.
​
KARBON AYAK İZİNİN ÖLÇÜLMESİ [Measuring carbon footprint]: Bir birey veya kurumun, hem enerji üretimi, ısınma, ve kara ve hava seyahati için fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan doÄŸrudan emisyonları, hem de tükettikleri tüm gıda, mal ve hizmetlerin üretimi ve bertarafından kaynaklanan dolaylı emisyonları içeren bir hesaplamadır.
​
KARBON AYAK İZİ NASIL AZALTILIR? [Reduction of carbon footprint]: Karbon ayak izi, güneÅŸ ve rüzgar gibi düÅŸük karbonlu enerji kaynaklarına geçiÅŸ; enerji verimliliÄŸini artırma; sanayi politikalarını ve düzenlemelerini güçlendirme; satın alma ve seyahat alışkanlıklarını deÄŸiÅŸtirme; et tüketimi ve gıda atıklarını azaltma yoluyla azaltılabilir.​
​
KARBON VERGİSİ [Carbon tax]: Fosil yakıtların yakılması ile atmosfere salınan karbondioksit gazının azaltılması için deÄŸiÅŸik biçimlerde uygulanan ve kullanılan yakıtların karbon içeriÄŸi ile doÄŸrudan iliÅŸkili olan bir çevre vergisi.
​
KARBON YUTAÄžI [Carbon sink]: Atmosfere saldığı karbondan daha fazlasını absorbe edebilen her ÅŸeydir. Ormanlar, sulak alanlar, okyanuslar ve toprak dünyanın en büyük karbon yutaklarıdır.
​
KARIÅžIK GERİ DÖNÜÅžÜM ATIKLARI [Comingled recyclables]: Kâğıt, karton, metal, cam gibi geri dönüÅŸebilir atıkların bir arada, aynı kap içerisinde toplanmasıyla oluÅŸan karışım.
​
KARIÅžIK KAÄžIT ATIK [ Mixed paper waste]: Tüketim sonrası toplanan kâğıt atıklarının gazete, mukavva, karton, beyaz ofis kâğıdı gibi kategorilere ayrılmaksızın karışık olarak toplanması sonucu elde edilen düÅŸük geridönüÅŸüm deÄŸerli kâğıt atıklar.
EÅŸanlam: karışık atık kâğıt.
​
KATI ATIK [Solid waste]: Yiyecek atıkları, kâğıt, karton, plastik, deri, bahçe atıkları, odun, cam, teneke kutular, alüminyum, diÄŸer metaller, kül, sokak süprüntüleri, özel atıklar, evsel zararlı atıklar bu gruba girer.
​
KAYNAKTA ATIK AZALTMA [Reduction at source; waste minimization]: Zararlı maddelerin ve çevre kirleticilerinin meydana geldikleri kaynakta çevreye dağılmadan önce en aza indirilmesini saÄŸlayan uygulamalar.
​
KAYNAK NOKTASINDA AYIRMA ([Separation at source]: Kâğıt, cam veya metal gibi geri dönüÅŸebilen atıkların ortaya çıktıkları ev, ofis, iÅŸyerleri, gibi kaynak noktalarında ayıklanması.
Eşanlam: kaynakta ayırma.
​
KİMYASAL ARITMA [Chemical treatment]: Evsel veya endüstriyel kaynaklı atıksularda bulunan organik ve anorganik kirleticilerin kimyasal maddeler kullanarak temizleme iÅŸlemi.
​
KİRLETİCİ [Pollutant]: Ekosistemde ya da doÄŸal ortamdaki yaÅŸamın niteliÄŸini bozan, tehdit eden, bunların gelecekte kullanımını engeller duruma getirecek miktarda bulunan madde, organizma ve enerji türlerinin tümü.
EÅŸanlam: çevre kirletici.
​
KİRLİLİK [Pollution]: Bir bölgede zararlı maddelerin havaya, su kaynaklarına ve topraÄŸa karışması ve bu durumun açtığı sonuçlar. Farklı kirletici türleri arasında kimyasallar, toz, gürültü ve radyasyon bulunmaktadır.
​
KOMPOST [Compost]: Mutfakta türetilen yenebilir atıkların, aÄŸaç, yaprak, dal gibi malzemlerle karıştırışarak çürütülmesi ve öÄŸütülmesi sonucunda elde ettiÄŸimiz doÄŸal gübredir.
Kompost yapmak için kullanabileceÄŸimiz mutfak atıkları, meyve ve sebze atıkları, yumurta kabukları, kuruyemiÅŸ kabukları gibi atıklardır. Çay ve kahve poÅŸetleri, hayvansal gıdalar, kalan yaÄŸlı yemekler, ambalajlı ürünler gibi atıklar kesinlikle kompost’a katılmamalıdır.
​
KOMPOSTLAMA [Composting]: Organik madde içerikli bitkisel atıkların, arıtma çamurlarının ve kentsel katı atıkların aerobik veya anaerobik ÅŸartlarda bakteri ve funguslar tarafından ayrıştırılması ile oluÅŸan toprak iyileÅŸtirici elde etme iÅŸlemi.
​
KRİTİK EŞİK [Critical threshold]: İklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin neden olduÄŸu belirli deÄŸiÅŸikliklerin geri döndürülemez hale geldiÄŸi bir eÅŸiktir. Bu deÄŸiÅŸiklikler, gezegenimizin geleceÄŸi üzerinde çok ciddi sonuçları olan ani ve tehlikeli etkilere yol açabilir.
​
KURAKÇIL BİTKİ [Xerophyte]: Sıcak ve kurak ortamlara dayanan ya da böyle ortamlarda iyi geliÅŸme gösteren, kuraklığa dayanıklı bitkiler.
EÅŸanlam: Kserofit.
KURAKLIK DİRENCİ [Drought tolerance; drought resistance]: Bitkilerin kuraklıktan önemli bir zarar görmeme veya dehidratasyon zararını daha sonra telafi edebilme özelliÄŸi.
Eşanlam: kuraklığa dayanım.
​
KURUMSAL KATI ATIK [Institutional solid waste]: Hastaneler, okullar, devlet daireleri gibi saÄŸlık, yönetim ve eÄŸitim hizmetlerinin verildiÄŸi yerlerden kaynaklanan çöpler ve geri dönüÅŸebilir katı atıklar.
​
KÜRESEL ISINMA [Global warming]: Sera etkisi oluÅŸturan su buharı, karbondioksit, metan gibi gazların atmosferde artışı sonucu, atmosferin yeryüzüne yakın bölgelerinin gereÄŸinden fazla ısınması ve yeryüzü ortalama sıcaklığının artması.
​
O
ONARICI TARIM [Regenerative agriculture]: Toprak saÄŸlığını besleyen ve eski haline getiren tarım biçimidir; su kullanımını azaltır, arazi bozulmasını önler, biyoçeÅŸitliliÄŸi destekler. Arazinin sürülmesini en aza indirgemek, mahsul nöbeti uygulamak, ve hayvani gübre ve kompost kullanmak suretiyle onarıcı tarım toprağın daha çok karbon depolamasını, daha fazla nem muhafaza etmesini, daha saÄŸlıklı olmasını saÄŸlar.
​
ORGANİK ATIK [Organic waste]: DoÄŸal koÅŸullarda biyolojik olarak çözünen kâğıt, yiyecek, bahçe çöpleri gibi atıklar.
EÅŸanlam: doÄŸal çürüyebilen kalıntı.
​
ORMANSIZLAÅžMA [Deforestation]: OrmansızlaÅŸma, tarımsal, endüstriyel veya kentsel kullanım için ormanların veya dikili alanların tahrip edilmesidir. Bu araziyi konut, ticari veya endüstriyel amaçlara uygun hale getirmek için orman örtüsünün kalıcı olarak sonlandırılmasını içerir.
OrmansızlaÅŸmanın sonucunda, küresel ısınmada artış, sera gazı emisyonlarında artış, toprak erozyonu, taÅŸkınlar, yaban hayatının yok olması ve habitat kaybı ile yaÅŸam kalitesinde düÅŸüÅŸ gözlenir.
​
P
PARİS ANLAÅžMASI [Paris agreement]: Küresel ısınmayı sanayi öncesi seviyelere kıyasla 2°C'nin çok altında tutmayı, tercihen 1,5°C ile sınırlamayı amaçlayan, yasal olarak baÄŸlayıcı bir uluslararası anlaÅŸmadır. AnlaÅŸma, 2015 yılında Paris'te düzenlenen COP21'de 196 ülke tarafından kabul edilerek, 2016 yılında yürürlüÄŸe girmiÅŸtir.
​
PLANKTON [Plankton] Deniz, ırmak, gölet ve göl sularinda yaÅŸayan ve akıntılarla taşınan çok küçük boyutlarda hayvanlar ve bitkiler. Tıpkı kara bitkileri gibi plankton bitkiler de karbondioksit alıp, oksijen verir ve mineralleri hayvanların yararlanabileceÄŸi biçime dönüÅŸtürür.
​
S
SANİTASYON [Sanitation]: Atıksuların ve lağım sularının tekniÄŸine uygun bir ÅŸekilde uzaklaÅŸtırılması ve insanların bulaşıcı hastalık etmenleri ile temasının önlenmesi tedbirleri.
​
SAVAN [Savannah]: Az ya da bölgesel yoÄŸunlaÅŸmış aÄŸaç ve çalıların bulunduÄŸu, kuraklığa dayanıklı çoÄŸunlukla otsu bitkilere sahip, çoÄŸu mevsimde kuru, kendine özgü fauna ve floraya sahip ekvator kuÅŸağındaki geniÅŸ tropikal çayırlar.
​
SERA GAZLARI [Greenhouse emissions]: Isıyı atmosferde hapsederek küresel ısınmaya ve iklim deÄŸiÅŸikliÄŸine neden olan gazlardır. İnsan faaliyetleri sonucu salınan baÅŸlıca sera gazları karbondioksit, metan ve azot oksit ile soÄŸutma sektöründe kullanılan florlu sera gazlarıdır. İklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin katastrofik etkilerini önlemek için, küresel ölçekte tüm taraflar sera gazı emisyonlarını önemli ölçüde azaltmak ve küresel ısınmayı tehlikeli eÅŸik olan 1,5°C'nin altında tutmak için birlikte çalışmalıdır.
​
SIFIR ATIK [Zero waste]: Sıfır Atık, her gün çöp depolama sahalarına gönderdiÄŸimiz çöp miktarını azaltarak sıfıra indirmek için mücadele etmektir.
Sıfır atığın birinci adımı; ihtiyacımız olmayan bir ÅŸeyi almayı REDDETMEKTİR, ikincisi; ihtiyaçlarımızı gözden geçirerek tüketimlerimizi AZALTMAKTIR, Üçüncüsü; evimizde var olan ÅŸeylerin yenisini almak yerine YENİDEN KULLANMAKTIR, Dördüncüsü ise; ömrünü tamamlayan geri dönüÅŸtürülebilir atıklarını GERİ DÖNÜÅžÜME ulaÅŸtırmaktır.
​
SU KİRLİLİĞİ [Water pollution]: Suyun yararli kullanımını etkileyecek miktarlarda kimyasal, fiziksel ya da biyolojik maddelerin katılmasıyla kalitesinin bozulmasi. Su kirlenmesinin en yaygin kaynakları; yetersiz evsel atik su aritma tesisleri, endüstriyel atıkların boÅŸaltılmasi, yüzeysel akış, madencilik faaliyetleri ve sulamadır.
​
SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE YÖNETİMİ [Sustainable environmental management]: Gelecek kuÅŸakların gereksinim duyacağı kaynakların varlığını ve kalitesini tehlikeye atmadan, hem bugünkü hem de gelecek kuÅŸaklar için tüm çevresel deÄŸerlerin iyileÅŸtirilmesi, korunması ve geliÅŸtirilmesi yönünde teknik ve pratikler.
​​
T
​
TAÅžKIN [Flood]: Toprağın geçici olarak bir akarsu yada çok miktarda yaÄŸmur veya diÄŸer nedenlerle oluÅŸan büyük su kütlelerinin baskınına uÄŸraması.
​
TEHLİKELİ ATIK [Hazardous waste]: Uygun biçimde yok edilmediÄŸinde çevredeki canlıların saÄŸlığına zarar verebilecek yanıcı, parlayıcı, radyoaktif, zehirli, kanserojen, mutajen, teratojen ve patojen özelliklerden herhangi birini taşıyan katı, sıvı veya gaz atık.
​
TEHLİKELİ ATIK YÖNETİMİ [Hazardous waste management]: Tehlikeli atıkların oluÅŸumundan baÅŸlayarak çevreye uygun biçimde bertaraf edilmelerine kadar uygulanan idari ve teknik yöntemler bütünü.
​
TEHLİKELİ EV ÇÖPÜ [Household hazardous waste]: Bir yerleÅŸim bölgesinde, karter yağı, çözgenler, tarım ilaçları, ev kimyasalları gibi büyük miktarlarda çevreye atıldığında insan saÄŸlığı ve çevreye tehlike oluÅŸturabilecek ev çöpleri ve benzeri atıklar.
​
TIBBİ ATIK [Medical waste]: Hastane, laboratuvar ve saÄŸlık tesislerinde verilen hizmetler sırasında açığa çıkan, organ parçaları, kesici-delici aletler, pansuman bezleri, bulaşıcı etmenli giysi, çarÅŸaf gibi hastalık yapıcı riskleri bulunan her türlü atık.
​
Y
YAPAY ÇEVRE [Built environment]: İnsanlar tarafından oluÅŸturulan binalar, yollar, köprüler, barajlar, oyun alanları, bahçeler, tarihi eserler gibi doÄŸada kendiliÄŸinden oluÅŸmayan çevreler yapay çevreye örnektir.
​
YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI [Renewable energy sources]: GüneÅŸ enerjisi, rüzgar enerjisi, jeotermal enerji, su enerjisi, biokitle enerjisi, gelgit enerjisi ve üretici nükleer enerji reaktörleri gibi kendiliÄŸinden yenilenebilir, kullanmakla eksilmeyen enerji kaynakları.
​
Z​
​
ZEHİRLİ ATIK [Toxic waste]: DoÄŸaya atıldığında içerdikleri zehirli maddelerin dokunma, yeme, içme ya da soluma yolları ile canlılara geçmesi halinde canlılar için tehlike oluÅŸturan atık.
​
Kaynaklar:
*Devlet Planlama TeÅŸkilatı, VI. BeÅŸ Yıllık Kalkınma Planı Atık Yönetim Politikaları Özel İhtisas Komisyon Raporu,
Ankara, 1992 ( Prof.Dr.Kriton Curi “Daimi Üyeler” arasındadır.)
*Prof.Dr.Bülent Sankur, İngilizce-Türkçe Ansiklopedik BiliÅŸim SözlüÄŸü
*Prof.Dr.Kriton Curi Ders Notları
*Environmental Science, Living Within the System of Nature, 1989, Charles E.Kupchella and Margaret C.Hyland
*BirleÅŸmiÅŸ Milletler Kalkınma Programı,İklim SözlüÄŸü-İklim DeÄŸiÅŸikliÄŸi
